KATEGORİLER

6 Nisan 2017 Perşembe

"GÜN" LERDEN BİR "GÜN"

05/04/2017, Çarşamba, Tire

Dün yapılan grup rezervasyonu nedeniyle eşime ihtiyacım olacak. Birlikte yola çıkıp yolumuz üzerinden Ayşe Hanım'ı alıyoruz. Aşkın Şefe de erken gelmesini söylemiştim. Dün pazar dönüşü temizlik işlerini tamamlayıp masaları düzenlediğim için rahatım.

Taş Ev'in önünde Fifi karşılıyor bizi. Öylesine sevgi gösterisinde bulunuyor ki, görmelisiniz. Gönlümden onu kucaklamak, sarıp sarmalamak geçse de dokunmamaya özen gösteriyorum. Ayağımı uzatıyorum önüne doğru. Usulca ayağımın üzerine koyarken başını, patileriyle yüzünü kapatıyor. Yanından zor ayrılıyorum.

Ekiple mutfakta konuşuyoruz. "Bu hanımların gün toplantısı olabilir." diyor Aşkın Şef. Uzun zamandır gün toplantısı yapılmıyor. "Yok, gün toplantısı olsa söylerdi, bu bir arkadaş toplantısı." diyorum, umutla. Eşim de destek veriyor şefe. "Gün toplantısı olabilir." O zaman papazı bulduk. Piknik yapmaya gelirlermiş gibi yanlarında pastalar, börekler, patlamış mısırlar, ay çekirdeklerini getiren bir kadınlar topluluğu canlanıyor gözümde. Daha masalarına oturmadan çok acıktık derken yarımşar porsiyon köfte ısmarlayıp yediklerinden fazla ikram bekleyen, yediklerinin keyfine varmak yerine kusur arayan bir grup. Neyse ki bütün endişelerim boşa çıkıyor. 

Hanımefendi rezervasyon için dün aramış, geliş saatini ve misafir sayısını bildirmişti. Saat 13.00'ten sonra minibüs misafirleri kapıda bırakıp gidiyor. Bahçe içi yol boyunca Taş Ev'e doğru yürürlerken karşılıyorum onları. Telefonda görüştüğüm hanımefendi vakur duruşunun yanı sıra titizliği ile dikkatimi çekiyor. İlk kez geldiği bir mekanda misafirlerini ağırlayacak olmasının gerginliği yüzüne yansıyor. Haklı olarak kusursuz bir hizmet bekliyor, misafirlerine mahcup olmamak için. Belli ki, birilerinden duymuş olmalı Taş Ev'in methini. Görünüşünden öğretmen olduğunu tahmin ediyorum.

Evet, bir gün toplantısı bu. Ama farklı diğerlerinden. Daha önce severek ağırladığımız birkaç gün grubu gibi. Misafir sayısı söylenenden dört kişi fazla. Hemen bir masa ilave ediyorum. Gelenlerin çoğu eşimin önceden tanığı simalar. Eşim alıyor siparişleri isim isim. Konuştuğumuz üzere ortaya salatalar servis ediliyor. Sipariş üzerine sevdikleri soğuk mezelerin tadına bakıyorlar sonra. Sürekli olarak beğenilerini ifade ediyorlar. "Salatanın içine ne koydunuz?" "Nar ekşisi efendim." "Yok, nar ekşisini bilirim, bu başka bir şey, çok hoş bir aroması var." "Zeytinyağından olabilir, efendim. Kendi yağımızı kullanıyoruz." "Çok beğendik salatanızı, elinize sağlık." "Afiyet olsun efendim."

Soğukların ardından sıcak siparişleri sunuluyor misafirlere. Pazar günü ağırladığımız Lion Club üyelerinden bile daha düzenli, daha saygılı. Naif, kibar, anlayışlı ve sabırlı insanlar. Sıradan siparişler alınırken, hiç biri ben de şundan isterim deyip araya girmiyor. Karmaşa olmayınca her şey daha düzgün yürüyor. Yemekten sonra tatlı siparişleri geliyor. Soğuklardan patlıcan ezme, sıcaklardan pirzola, ara sıcaklardan keşkek, tatlılardan dondurmalı irmik helvası en çok talep edilen lezzetler. Öyle yarım porsiyon, kenarından, ucundan da değil. Porsiyonu bitiremeyen bir kaç misafir kalanı paket yapmamızı rica ediyor.

Bu güzel topluluktan kuver almıyor, mevsim salata, çay ve kahveleri ücretsiz ikram ediyoruz. Yemekten sonra terasta sohbet ederken çay ve kahveler içiliyor. Birbiri ardına dondurmalı irmik helvası sipariş ediliyor. Ne patlamış mısırlar çıkıyor çantalardan, ne de ay çekirdekleri. Burası bir restoran. Gelen misafirler naif insanlar. Çok memnun kalıyorlar hizmetimizden, mekandan, doğadan ve yedilerinden. Sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum bizimle birlikte ev sahipliği yapan hanımefendiye ve onun misafirlerine. Böyle "gün" lerin başımın üstünde yeri var.

Havası olmalı Taş Ev'in. Falanca gazinolarda çekirdek çitlenen "gün" lerden farklı olmalı "gün" ler. Ben "gün" ümü Taş Ev'de yaptım deyince hanımefendi, beş yıldızlı bir otelde tatilini geçirmişçesine ayrıcalığı olmalı. Bizleri daha yükseklere taşımalı, aşağı çekmek yerine...

Misafirlerimizi uğurladıktan sonra yeni gelenlerle günün yoğunluğu akşama taşınıyor. Misafirlerimizin tavsiye üzerine gelmiş olmaları doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Eksiklerimizi biliyoruz. Mükemmelliğe giden yolda sabır ve kararlılıkla ilerliyoruz.

Oğlum sık sık arıyor. O aradığında ben meşgul, ben aradığımda o meşgul oluyor. Kızım başka bir yol seçmiş kendine. Durmaksızın Venüs'ün videolarını resimlerini gönderiyor bana. Sağlık haberlerini duymak keyiflendiriyor beni. Venüs çok yaramazlık yapıyor, oradan oraya koşup duruyormuş. Kızım "Nereden buluyor bu enerjiyi?" diye soruyor. 

Akşam misafirleri çok geç vakte kalmıyor. Hepsini teker teker yolcu ediyorum. Onlar mutlu, ben mutlu.

4 yorum:

  1. Mutluluk duymak ne güzel!..

    YanıtlaSil
  2. Gün toplantılı gün, güzel olmuş :)))
    Fifi, Zeytin'in aksine beyaz :)

    YanıtlaSil